<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ankara Hidromobil Teknoloji Blog</title>
	<atom:link href="http://www.ankarahidromobil.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ankarahidromobil.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 22:22:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>Elektriği Kim Buldu ?</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/elektrigi-kim-buldu</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/elektrigi-kim-buldu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 22:22:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık tarihinde birçok buluş ve icat insanların günlük hayatlarını kolaylaştırmak maksadı ile yapılmıştır. Bu buluşların içinde insanlık tarihinin yönünü değiştiren buluşlarda vardır. İşte bu buluşları www.kimbuldu.org sitesinden öğrenebilirsiniz. Elektriği kim buldu? Ampülü kim icat etti? gibi daha binlerce sorularınıza cevap veren bu site, uzun süren çalışmalar ve büyük emek sonucunda ortaya çıktı. Bu sitenin altyapısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinde birçok buluş ve icat insanların günlük hayatlarını kolaylaştırmak maksadı ile yapılmıştır. Bu buluşların içinde insanlık tarihinin yönünü değiştiren buluşlarda vardır. İşte bu buluşları www.kimbuldu.org sitesinden öğrenebilirsiniz.<br />
<a href="http://www.kimbuldu.org/elektrigi.aspx">Elektriği kim buldu</a>? <a href="http://www.kimbuldu.org/ampulu.aspx">Ampülü kim icat etti</a>? gibi daha binlerce sorularınıza cevap veren bu site, uzun süren çalışmalar ve büyük emek sonucunda ortaya çıktı.<br />
Bu sitenin altyapısı ve içerik yönetimi <a href="http://www.cihancaner.com.tr">www.cihancaner.com.tr</a> tarafından gerçekleştiriliyor. Sunucu barındırması ise www.spleon.net tarafından karşılanıyor. Sizde gerek ödev araştırması yaparken, gerek genel kültürünüzü geliştirmek maksadıyla bu siteden faydalanabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/elektrigi-kim-buldu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web Tasarım Fiyatları</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/web-tasarim-fiyatlari</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/web-tasarim-fiyatlari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 18:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Diğer yazılarımızda da birçok defa belirttiğimiz üzere, web sitesi yapımı ve web tasarım hususu çok meşakkatli ve külfetli bir işlemdir. Bir web tasarım projesinde yapılan işlemler ve oluşturulan materyaller ele alındığında bazı alanlarda ustalık, bazı alanlarda ise de emek, bilgi ve tecrübe gerektiren durumlar söz konusudur. Bu sebep ile öncelikle web tasarım olayının hafife alınacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ankarahidromobil.org/wp-content/uploads/2012/02/Web-Tasarim-Fiyatlari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-251" title="Web Tasarim Fiyatlari" src="http://www.ankarahidromobil.org/wp-content/uploads/2012/02/Web-Tasarim-Fiyatlari-300x165.jpg" alt="" width="300" height="165" /></a></p>
<p>Diğer yazılarımızda da birçok defa belirttiğimiz üzere, web sitesi yapımı ve web tasarım hususu çok meşakkatli ve külfetli bir işlemdir. Bir web tasarım projesinde yapılan işlemler ve oluşturulan materyaller ele alındığında bazı alanlarda ustalık, bazı alanlarda ise de emek, bilgi ve tecrübe gerektiren durumlar söz konusudur. Bu sebep ile öncelikle web tasarım olayının hafife alınacak veya kolaya indirgenecek hiçbir tarafı bulunmadığını bilmeliyiz.</p>
<p>Web sitesi tasarımı yaptırmak aksine birçok mecraya göre çok uygundur. Örneğin; bir katalog çalışması yaptırmak istediğinizde, üretim ve baskı fiyatları dudak uçurtacak rakamlarda seyrediyor, ortalama 1000 adet katalog çalışması size ortalama 2.500 ya da 3.000 Türk Lirasına patlayacaktır. Ayrıca bu gibi tanıtım araçları, web sitelerine nazaran etkili ve akılda kalıcı boyutu devede kulak kalır. Web siteleri kalıcıdır, bu gün de reklamınızı yapar, 5 ay sonra da. Siz uyurken bile, o sizin için çalışır, hiç durmaz, sizden maaş da talep etmez, sizin için 7/24 pazarlama ve satış yapabilen bir pazarlama müdürü düşünebiliyor musunuz? İşte o web sitenizdir.</p>
<p>Web sitesi fiyatları, diğer reklam ve tanıtım mecralarına göre çok düşüktür.</p>
<p>Bu sebep ile web sitelerinin diğer tanıtım materyallerine göre üstünlüklerini bu yazımızda belirtmemize gerek görmüyoruz.</p>
<h5><a title="web tasarımı" href="http://www.istanbulmark.com">Web Tasarım</a> Fiyatları Neye Göre Belirleniyor?</h5>
<p>Öncelikle şunu bilmeliyiz ki, her sektörde olduğu gibi web tasarım sektöründe de bazı karışık durumlar söz konusudur. Nedir peki bu durumlar? Firma, kurum ve kuruluşların web sitesi tasarımı alanına hızlı ve etkili bir şekilde gösterdiği rağbet nedeni ile birçok irili ufaklı firma ve firmacıklar ya da freelance(serbest) çalışanlar türedi. Bu sebeple web tasarım fiyatları dengesiz, orantısız ve alakasız şekilde ihtiyaç sahiplerine teklif edilmektedir. Peki, yapmanız gerekenler nedir?</p>
<h5><a title="web tasarım fiyatları" href="http://www.istanbulmark.com/web-tasarim-fiyatlari.html">Web Tasarım Fiyatı</a> Alınırken Nelere Dikkat Edilir?</h5>
<p>İşletme sahibi veya normal bir birey olabilirsiniz, işletmenize ya da kendinize bir web sitesi tasarımı yaptırmak ve internette kalıcı bir yer edinmek, internetin tüm imkânlarından yaralanmak ve gelir sağlamak isteyebilirsiniz. Bu iş için birazda birikiminiz varsa, web sitesi sahibi olmamak için hiçbir nedeniniz yok. Hali hazırda bulunan birikiminiz ile profesyonel bir web tasarım firmasına etkili bir web sitesi yaptırarak amacınıza ulaşmanız pek mümkündür. Fakat çok dikkat etmeniz ve ince eleyip sık dokumanız gereken birçok hususlar vardır.</p>
<p>Paranızın ardından bir bardak soğuk su içmek istemiyorsanız, bu yazımızı dikkatlice tekrar tekrar okuyun ve inceleyin.</p>
<h5>Profesyonel ve işinin ehli bir web tasarım firması bulmak zorundasınız.</h5>
<p>Yapacağınız araştırmalar neticesinde göreceksiniz ki, internet üzerinde web tasarım hizmetleri veren onlarca hatta yüzlerce oluşum mevcut, hangi birine güveneceksiniz? Hangisi bu işte profesyonel? Hangi firma benim web sitemi etkili bir şekilde yapabilir? Sorularının aklınıza gelmesi normaldir. Bu soruları şu şekilde cevaplayarak yolumuza devam edelim.</p>
<ul>
<li>Web tasarım firması, yaptığı çalışmalar ile profesyonelliğini gösteriyor olması gerekir. Görsel ve estetik anlamda başarılı çalışmalar çıkarmış olması icap eder.</li>
<li>Hatırı sayılır ve bilindik firmaları referans edinmiş, kurumsal firmalar ile çalışan, adından övgü ile söz ettiren bir oluşum olmalıdır.</li>
<li>Hizmet öncesi ve sonrasında gerekli tüm imkânları sizin için seferber ederek, her zaman memnuniyetinizi kollayacak bir firma olmak zorundadır.</li>
<li>Web tasarım hizmeti verdiği için kullandığı alt yapı (web hosting) son derece güvenilir, dinamik ve hızlı olmak zorundadır. Daha önce oluşturmuş olduğu web siteleri kontrol ederek hızını ölçün.</li>
<li>Hizmet sonrasında size olur olmadık maliyet ve ödemeler çıkarmamasına dikkat edin, sözleşmeli çalışın. Profesyonel firmalar sözleşmesiz çalışmaz.</li>
<li>İletişim bilgileri ve adresi göz önünde olup olmadığına dikkat edin, unutmayınız ki web sitesi yaptırdığınızda daha sonra tekrar görüşmelerde bulunacaksınız. Bu sebep ile istediğiniz her zaman ulaşmanız gerekir. İletişim bilgileri olmayan ve arka plana itilmiş oluşumlardan uzak durun.</li>
</ul>
<p>Bu altın kuralları kendinde barındıran ve taşıyan <strong><a title="web ajans, interaktif ajans" href="http://www.istanbulmark.com/web-ajans.html">interaktif ajanslar</a></strong> rahatlıkla fiyat isteyebilir, gönül rahatlığıyla işinizi teslim edebilirsiniz. Belirtmiş olduğumuz değerlerdeki bir firmanın size sunacağı fiyat ve maliyetler az çok birbirleriyle bağlantılıdır ve emin olun ki size istediğinizi verecek ve amacınıza ulaştıracaktır. Bu sebep ile sizin için uygun olan ve çalışabileceğiniz firmayı bulduğunuzda üçe beşe bakmaksızın fiyat teklifini kabul edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/web-tasarim-fiyatlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnteraktif Web Ajansı</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/interaktif-web-ajansi</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/interaktif-web-ajansi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 18:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[İnteraktif Web Ajansı İnteraktif Web Ajansları İnternetin gelişimi ve yükselişi ile oluşmaya başlayarak, web sitesi tasarımı, internet reklamcılığı, arama motoru optimizasyonu (seo), sosyal medya ve pazarlama vb. gibi alanlarda firma, kurum ve kuruluşlara interaktif hizmetler sunan bir ajans türüdür. İnteraktif Web ajanslarını diğer ajans türlerinden ayıran en büyük özelliklerden bir tanesi de faaliyet gösterdiği alanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ankarahidromobil.org/wp-content/uploads/2012/02/interaktif-web-ajans.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-248" title="interaktif-web-ajans" src="http://www.ankarahidromobil.org/wp-content/uploads/2012/02/interaktif-web-ajans-300x139.jpg" alt="" width="300" height="139" /></a></p>
<h4>İnteraktif Web Ajansı</h4>
<p>İnteraktif Web Ajansları İnternetin gelişimi ve yükselişi ile oluşmaya başlayarak, web sitesi tasarımı, internet reklamcılığı, arama motoru optimizasyonu (seo), sosyal medya ve pazarlama vb. gibi alanlarda firma, kurum ve kuruluşlara interaktif hizmetler sunan bir ajans türüdür.</p>
<p>İnteraktif Web ajanslarını diğer ajans türlerinden ayıran en büyük özelliklerden bir tanesi de faaliyet gösterdiği alanın büyük ölçüde internet, teknoloji ve bilişim konuları üzerine olmasıdır. Anı zamanda web tasarım ajansları olarak da anılabilmektedir.</p>
<p>Her geçen gün giderek kullanımının hızlı bir şekilde arttığı internet vasıtasıyla gerekli bütün işlemler, artık web siteleri marifetiyle yapılmaktadır. Bu nedenle tüm firma, kurum ve kuruluşlar etkili ve profesyonel bir web sitesine sahip olmak için interaktif web tasarım ajanslarına başvurmaktadır.</p>
<h5><a title="interaktif ajans" href="http://www.istanbulmark.com/web-ajans.html">İnteraktif Ajansların</a> Hizmetleri ve Görevleri</h5>
<p>İnternet kullanımının yayınlaşması ve artması sebebiyle büyük bir ilgi ve talep gören interaktif <strong><a title="web ajans" href="http://www.istanbulmark.com/web-ajans.html">web ajansları</a></strong>, irili ufaklı birçok işletmeler için, internet ortamında etkili, ilgi çekici ve akılda kalıcı web siteleri ve projeler tasarlayıp üreterek, tanıtımının kalıcı bir şekilde sağlanması noktasında bir takım hizmetleri bulunmaktadır.</p>
<p>İnternet ve bilişim teknolojilerinin geniş kapsamlı ve detaylı bir kavram olması nedeniyle, bu alanda henüz bilgi sahibi olamayan ve ayak uyduramayan işletme sahipleri ve bireyler web tasarımı, internet ve google reklamları, arama motoru optimizasyonu (seo) ve sosyal medya gibi konularda etkin tanıtım faaliyetleri için profesyonel, kurumsal ve kreatif bir interaktif web tasarım ajansları arayışı içerisine girmektedir.</p>
<h5>İnteraktif Web Ajanslarının başlıca hizmetleri şu şekildedir;</h5>
<ul>
<li>Etkili ve Kalıcı Web Sitesi Tasarımı ve Yapımı</li>
<li>Web Siteleri için Etkin Kampanya ve Proje Tasarımı, Üretimi</li>
<li>İnternet ve Arama Motoru Reklamları</li>
<li>Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya pazarlamaları</li>
<li>İnternette Online İtibar Yönetimi ve Kontrolü</li>
<li>Firma, kurum ve kuruluşların interaktif ortamda temsili için gerekli tüm hizmetler</li>
</ul>
<h5>İnteraktif Web Ajansı Seçiminde Dikkat Ediniz</h5>
<p>İnternet kullanımının artması ve yükselmesi nedeniyle büyük bir talep ve rağbet artışı yaşayan interaktif ajans sektörü, birçok alanda ve sektörde yatırımcıların ve girişimcilerin iştahını kabartmaktadır.</p>
<p>İnternet, bilişim ve teknoloji alanı her geçen gün kendini yenileyen bir yapıya sahiptir. Bu nedenle bu alanda uzman, profesyonel ve bilgi birikimine sahip olmayarak yenilikleri takip etmeyen oluşumlar, faydadan çok zarara sebep olabilmektedir. <strong><a title="web tasarımı" href="http://www.istanbulmark.com">Web tasarım</a></strong> hizmeti alanında örneklemek gerekirse; son derece meşakkatli ve emek gerektiren bu sanat alanında, tasarımı yapılacak çalışma ile ilgili talep edenin kurumsal kimliği, renkleri, hizmetleri, ürünleri, vizyonu gibi konuların değerlendirilerek kreatif ve etkili bir bakış açısı ile, tamamen profesyonel ve başarılı bir tasarımın ortaya konması ve bu tasarımın, internet vasıtasıyla hayata geçirilmesi ve hedef kitleye arz edilebilmesi için modern internet teknolojileriyle uyumlu, hiç bir yazılım ve kodlama hatası bulunmayan, hızlı ve seri bir alt yapıya sahip bir web uygulamasına entegre edilerek yayınlanması gerekmektedir.</p>
<p>Bu derecede önemli ve ehemmiyetli bir alanda yeterli düzeyde bilgi, birikim ve tecrübeye sahip olmayan interaktif web ajansları ile çalışarak mağdur olabilir, faydadan çok zarar görebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/interaktif-web-ajansi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012 En Güzel 500 Tane Çocuk ve Okul Şarkıları</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/2012-en-guzel-500-tane-cocuk-ve-okul-sarkilari</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/2012-en-guzel-500-tane-cocuk-ve-okul-sarkilari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 09:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[2012 En Güzel 500 Tane Çocuk ve Okul Şarkıları Çocuklarımızın en büyük eğlencelerinden biri çocuk şarkıları dinlememek. İnsanlarda öğrenme şekilleri farklı faklıdır. Özellikle çocuklar şarkılarla, oyunlarla, farklı eğlence yöntemleriyle öğreniyorlar. Ancak çocukların şarkı dinlemesi güzel de, nasıl bir şarkı? Ya da başka bir açıdan şöyle düşünebiliriz; acaba çocuğum hangi şarkıları dinleyerek daha güzel öğrenir? Çocuğumun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2012 En Güzel 500 Tane Çocuk ve Okul Şarkıları</p>
<p>Çocuklarımızın en büyük eğlencelerinden biri <a title="çocuk şarkıları" href="http://okulsarkilari.net" target="_blank">çocuk şarkıları</a> dinlememek. İnsanlarda öğrenme şekilleri farklı faklıdır. Özellikle çocuklar şarkılarla, oyunlarla, farklı eğlence yöntemleriyle öğreniyorlar. Ancak çocukların şarkı dinlemesi güzel de, nasıl bir şarkı?</p>
<p>Ya da başka bir açıdan şöyle düşünebiliriz; acaba çocuğum hangi şarkıları dinleyerek daha güzel öğrenir? Çocuğumun psikolojisine uygun olan şarkıları nerede bulabilirim? gibi gibi&#8230;</p>
<p>Bir eğitici olarak çocukların öğrenmeye teşvik eden şarkılar dinlemesi taraftarıyım. <a title="okul şarkıları" href="http://okulsarkilari.net" target="_blank">okul şarkıları</a> bunun için uygun mesela. Bu tarz şarkılarla çocuklarımızın okula ve öğrenmeye olan ilgilerini de artırmış oluruz bu durumda.</p>
<p><a title="çocuk şarkıları dinle" href="http://okulsarkilari.net" target="_blank">çocuk şarkıları dinle</a>mek için uygun bir ortam bulmak gerek. Bunun için internette gezinirken karşınıza çıkan seçenekleri dikkatli incelemenizi öneririm. Çocuğunuz için temiz bir site bulmanızı ve çocuklarınıza böyle bir sitede çocuk şarkıları dinletmenizi öneririm.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/2012-en-guzel-500-tane-cocuk-ve-okul-sarkilari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fussilet Suresi / 33</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/fussilet-suresi-33</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/fussilet-suresi-33#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:19:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derin Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Fussilet Suresi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Fussilet Suresi / 33 وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ &#8220;Allah yoluna çağıran, makbul ve güzel işler işleyen ve &#8216;Ben Müslümanlardanım&#8217; diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim olabilir?” &#8220;Who is better in speech than one who calls (men) to Allah, works righteousness, and says, &#8216;I am of [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Fussilet Suresi / 33<br />
</span></strong><br />
وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ</p>
<p>&#8220;Allah yoluna çağıran, makbul ve güzel işler işleyen ve &#8216;Ben Müslümanlardanım&#8217; diyen kimseden daha güzel söz söyleyen kim olabilir?”<br />
&#8220;Who is better in speech than one who calls (men) to Allah, works righteousness, and says, &#8216;I am of those who bow in Islam?&#8221;</p>
<p>&#8220;Und wer ist besser in der Rede als einer, der zu Allah ruft und Gutes tut und spricht: &#8216;Ich bin einer der Gottergebenen?&#8221;</p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Fussilet Suresi / 33 </strong>Suat Yıldırım Meali Açıklaması:<br />
</span>&#8220;Bu âyetlerin indirildiği sırada imanını açıklamak, hayatını tehlikeye atmak demekti. Hele İslâm’ı yaymağa çalışmak, kana susamışları dâvet etmek mânasına geliyordu. Âyet başta Hz. Peygamber (a.s.) olarak müezzinleri ve Allah’ın dinine hizmet eden herkesi kapsamına alır.&#8221; </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/fussilet-suresi-33/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İftar Duası</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/iftar-duasi</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/iftar-duasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:17:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derin Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[iftar duası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[SORU: Bazı toplu iftarlarda, iftardan önce yüksek sesle umumî dua yaptırmıyorlar. Bu bazı müslümanların merakını mucip oluyor acaba bununla ilgili olarak dinî kaynaklarımızda ne vardır?Bu soruya Dr.Muhammed Sadık Hamidi&#8217;nin verdiği cevap şöyledir: CEVAP: Yemekten once dua edilmesine dair herhangi bir rivayet (sahih hadis) yoktur. Ancak, iftardan önce yapılan duanın kabulüne dair şu hadisi şerif vardır: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SORU:</strong> Bazı toplu iftarlarda, iftardan önce yüksek sesle umumî dua yaptırmıyorlar. Bu bazı müslümanların merakını mucip oluyor acaba bununla ilgili olarak dinî kaynaklarımızda ne vardır?Bu soruya Dr.Muhammed Sadık Hamidi&#8217;nin verdiği cevap şöyledir: <strong>CEVAP</strong>: Yemekten once dua edilmesine dair herhangi bir rivayet (sahih hadis) yoktur. Ancak,  iftardan önce yapılan duanın kabulüne dair şu hadisi  şerif vardır:</p>
<blockquote>
<p dir="rtl">عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم:  « ثَلاَثَةٌ لاَ تُرَدُّ دَعْوَتُهُم</p>
<p dir="rtl">ُ الصَّائِمُ حَتَّى يُفْطِرَ وَالإِمَامُ الْعَادِلُ وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ يَرْفَعُهَا اللَّهُ فَوْقَ الْغَمَامِ وَيَفْتَحُ لَهَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ وَيَقُولُ الرَّبُّ وَعِزَّتِى لأَنْصُرَنَّكَ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ ».</p>
</blockquote>
<p>Ebu Hureyre radiyallahu anhu&#8217;nun naklettiği bu hadisin meali: <strong>&#8221; Resulüllâh sallallahu aleyhi ve selem buyurdular ki: Üç kişinin duası reddedilmez (kabul olunur); oruçlu iftar edinceye kadar, âdil hükümdar ve mazlumun bedduası. </strong><strong>Allah mazlumun bedduasını (zalim aleyhindeki duasını) bulutların üzerine yükselterek, ona göğün kapılarını açar. Allahu Teâlâ şöyle söyler: &#8216;İzzetim hakkı için bir an önce sana yardımımı ulaştıracağım. &#8221; </strong>Bu hadisi Tirmizi, İbnu Maceh, Ahmed İbnu Hanbel gibi muhaddisler kitaplarında rivayet ettiler. Onlar gibi yirmiden fazla hadis kitabında bu hadis rivayet edilmiştir.   Ancak, <strong>iftardan önce birisinin yüksek sesle dua yapması ve bu duayı dinleyenlerin &#8220;Âmin&#8221; demesi sünnet değildir;  herkes kendi kendine dua eder.</strong> <strong>Resulüllâh (s.a.s)&#8217;in seslice dua edip ashabın &#8220;Âmin&#8221; dediği yerler vardır, mesela: Yağmur duası gibi. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/iftar-duasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sofrada Sıfır israf</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/sofrada-sifir-israf</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/sofrada-sifir-israf#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:15:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derin Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[israf etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Sofrada Sıfır israf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Sıfır israf Risale-i Nur&#8217;da Otuzuncu Lem&#8217;ada açıklandığı gibi, &#8220;israfsızlık &#8220; kâinatın temel bir düsturu; &#8220;israfçılık, müsriflik&#8221; ise kâinatın bu temel düsturuna muhalefet etmektir. İsrafçılık, âyetle açıkça yasaklanmış, yani haram kılınmıştır. Buna rağmen, hem ülkemizde hem de diğer Müslüman ülkelerinde bazı Müslümanların &#8220;israfçılık batağı&#8221; içinde Kur&#8217;an âyetine muhalefet ettiklerinin farkında olmamaları, onların Müslümanlık şahsiyetiyle tezat teşkil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sıfır israf</span></strong></p>
<p>Risale-i Nur&#8217;da Otuzuncu Lem&#8217;ada açıklandığı gibi, <strong>&#8220;israfsızlık &#8220;</strong> kâinatın temel bir düsturu; <strong>&#8220;israfçılık, müsriflik&#8221;</strong> ise kâinatın bu temel düsturuna muhalefet etmektir. İsrafçılık, âyetle açıkça yasaklanmış, yani haram kılınmıştır. Buna rağmen, hem ülkemizde hem de diğer Müslüman ülkelerinde bazı Müslümanların <strong>&#8220;israfçılık batağı&#8221;</strong> içinde Kur&#8217;an âyetine muhalefet ettiklerinin farkında olmamaları, onların Müslümanlık şahsiyetiyle tezat teşkil etmektedir. Bilhassa yeme-içme mevzuundaki bu israfçılık hali, Somali&#8217;deki Müslüman kardeşlerimizin açlığının gündemde olduğu bu Ramazan ayında Müslümanların kendi israfçılıklarını murakabeye ve islaha daha fazla vesile olabilmelidir.</p>
<p><strong>En büyük israf, ömür israfı</strong> ve en büyük müsrif de insanlık tarihi boyunca gelmiş ve kıyamete kadar gelecek milyarlarca insanın ebedî hayatlarının israfının sebeblerinden biri olan lanetli şeytandır. Bu sebeble, israf edenlere hadiste <strong>&#8220;Şeytanın arkadaşları&#8221;</strong> denilmiştir. İsrafçılar,<strong> &#8220;Şeytanın arkadaşı&#8221;</strong> sıfatını kendileri için kabul etmiyorlarsa, israfçılıktan vazgeçmelidirler.</p>
<p>Müslümanların israfçılık batağında olanlarının nümunelerine Ramazan ayında bazı iftar  sofralarında bile rastlanmaktadır. Yemeğin birlikte yenilmesi halinde ayni kaptan ortadan yemek sünnettir, böyle yenen yemeğin artanının israfına daha az rastlanır. Bu sünnete İslam yereşim yerlerinin bazılarında uyulmakla beraber, zamanımızda Müslüman toplumlarında yemeğin  tabaklara bölünerek herkese ayrı olarak verilmesi çok yaygındır.</p>
<p>Eğer kendi tabağına konulmuş yemeği tamamen bitiremediği takdirde o yemeğin tabakta kalanı dökülerek israf edilecekse, başlangıçta bu yemeğin yenilebileceği miktarından fazlasının geri alınması istenilmeli ve tabağına konulan yemek tamamen bitirilmelidir.</p>
<p>Eğer yemek yenilen yerde <strong>&#8220;Besmeleyle yemeğe başlayan mü&#8217;minin artığı diğer mü&#8217;minlere şifadır&#8221; </strong>hadisine ittiba ve tatbikat varsa, ve tabağındaki yemeği bitiremediği takdirde dökülmeyecek, diğer mü&#8217;minler tarafından yenilebilecek ve israf edilmeyecekse, başlangıçta kendi tabağındaki yemekten bir kısmının geri alınması istenilmeyebilir.</p>
<p>Resulullah (s.a.v.) yemek yediği kaptaki yemeği tamamen bitirdikten başka, o kap içine hiç yemek konulmamış gibi temiz hale gelecek şekilde onu pırıl pırıl hale getirir; bu şekilde Allah&#8217;ın nimetine hürmetinin ve şükrünün misalini verirdi. Maalesef bugünün sefih medeniyetinde <strong>&#8220;Garp âdab- muaşereti&#8221; </strong>adı altındaki gerçek âdaptan uzak bazı kaidelere göre, yemeğin sulu kısmına ekmek batırarak tamamen tabağı temiz hale getirecek şekilde yemek bile hoş görülmemekte (?), bazı Müslümanlar da, Peygamberimiz&#8217;in (s.a.s.) sünneti yerine Garp âdab-ı muaşeretine uymakta; bunların arasında Peygamberimiz yasaklamış olmasına rağmen, bedenen engelli bir hali olmadığı halde yemeği sol elle yiyen ve bardağı sol elle tutarak içindekini içenlere de çok rastlanmaktadır.</p>
<p>Üstad Bediüzzaman&#8217;ın avukatı merhum Bekir Berk bir Türk lokantasında yemek yediği tabağı peygamberimizin sünneti diye onun yaptığına uyarak tertemiz hale getirince, lokantanın garsonu güya nezaketle fakat aslında terbiyesizce yanına yaklaşıp <strong>&#8220;- Zahmet etmeyin, efendim; bizim bulaşıkçımız var..&#8221;</strong> demesi üzerine, Bekir Berk kaşlarını çatıp celallenerek: <strong>&#8220;Ben Resulullah&#8217;ın bulaşıkçısıyım&#8221;</strong> diye yükses sesle ona mukabele etmiş.</p>
<p>Birkaç gün önce fırıncıların meslek teşekkülü başkanının sadece İstanbul&#8217;da, günde iki milyon ekmeğin 90&#8242;nının israf edildiğini, bunların ancak %10&#8242;nun galeta unu yapmakta kullanabildiğini söylemesi, her mevzuda olduğu gibi yemek-içmek âdabında da sünnet-i seniyyeye ittiba ile, hem âyetle yasaklanmış israftan kaçınmak ve hem de âdetlerimizi ibadete çevirmenin lüzumuna, bilhassa içinde bulunduğumuz bu Ramazan ayında tekrar önemle dikkat çekmek lüzumunu hissettirmiştir.</p>
<p>Aşağıda yer alan, ÇEKUD kısa adlı bir çevre kuruluşumuzun projesi de, bu manâ içinde gözönüne alınırsa, büyük değer ifade etmektedir:</p>
<p><strong>SOFRADA SIFIR ARTIK* </strong></p>
<p><strong>&#8220;Sofrada Sıfır Artık&#8221; nedir ?</strong></p>
<p>Bu bir sosyal sorumluluk projesidir.</p>
<p>Bu projeyle sağlıklı beslenme, israf, aşırı tüketim, çevre sağlığı ve sosyal sorumluluklarımız konusunda toplumda bir farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır.</p>
<p><strong>İsrafın çevre ile ilgisi nedir?</strong></p>
<p>İsraf, her türlü imkan ve varlığı gereksiz ve ölçüsüz şekilde harcama, saçıp savurma anlamlarına gelir. İsraf, çevre kirliliğinin temel unsurlarından biridir. Bu kirliliğin boyutunu kavramak için pirinç konusunda basit bir örneklendirme yapmak yeterli olacaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yaşayan 70 milyon kişi sofrasından günde bir pirinç tanesini çöpe atsa, günlük 2,5 ton pirinç israf ediliyor demektir. 70 milyon kişi günde bir kaşık israf etse 250 ton, bir porsiyon israf etse 5000 ton pirinç çöpe gidiyor demektir.</p>
<p>Zayi olan bir pirinç tanesini yetiştirmek amacıyla; tarlanın sürülmesi, tohumunun temini, ekilmesi, sulanması, gübrelenmesi, biçilmesi, işlenmesi, nakliyesi, depolanması, pazarlanması, pişirilmesi için  ciddi bir emek ve enerji harcanmakta, bu işlemlerden dolayı havada, suda, toprakta ciddi bir kirlenme meydana gelmekte, kişisel ve global anlamda ciddi bir ekonomik kayıp oluşmaktadır.</p>
<p>İsraf olan pirinç örneğimizi 76,5 milyar nüfusa ölçeklediğimizde ortaya çıkacak ekonomik ve ekolojik kayıplar korkunç rakamlara çıkacaktır. Boşa yanan her bir ampül, boşa akan her bir damla su, çöpe giden her bir dilim ekmek dolayısiyle global anlamda meydana gelecek kayıplar bundan farklı olmayacaktır.</p>
<p><strong>İsrafla ihtiyacı ayırmanın ölçüsü nedir?</strong></p>
<p>İhtiyaçlar kişiye, zamana, mekana göre değişebilir. Ölçü, suni ihtiyaçlarla gerçek ihtiyaçların doğru tespit edilmesidir. Bu da irade eğitimi ile arzu ve heveslerin kontrol altına alınması, kritik ve analitik düşünme sistematiğinin sağlıklı çalıştırılması ile mümkün olabilir.</p>
<p><strong>Kampanyanın kişisel ve sosyal faydaları nelerdir ?</strong></p>
<p>Bugün dünyada birçok insan sağlıklı ve yeterli beslenme imkanlarından yoksun bir şekilde açlıkla pençeleşirken, bir çokları da sağlıksız gıdaları sağlıksız yollarla almaktan ya da haddinden fazla tüketmekten kaynaklanan hastalıklarla mücadele etmektedir. <strong>&#8220;Sofrada Sıfır Artık&#8221;,</strong> sağlıklı beslenmenin ön şartıdır.</p>
<p>Açıklanan istatiksel verilere göre dünyada 800 milyon insan açlıkla, bir milyar insan susuzlukla mücadele etmektedir. <strong>Soframızdan çöpe giden yiyeceklerde, musluğumuzdan boşa giden sularda açlık ve sefalet içinde yaşayan insanların hakları vardır.</strong> &#8220;Sofrada Sıfır Artık&#8221; sağlıklı bir sosyal yapının ön şartıdır.</p>
<p><strong>Sofrada Sıfır Artık Kampanyası kilo aldırır mı?</strong></p>
<p>Bu kampanyadan amaç israfı önlemektir. Tabağındaki yemeği sonuna kadar bitirme gayreti içine giren herkes aynı zamanda sofrasındaki çeşitliliği de bir miktar azaltmak zorunda kalacaktır. Yaşam tarzına en uygun miktar ve çeşitte alınan gıdalar vücudumuza sıhhat, ruhumuza ferahlık verecektir.</p>
<p>Yemek kültürü, yaşanan çağa ve coğrafyaya, bulunulan iklim ve kültüre, fiziksel ve ruhsal hatta mesleki, ekonomik, ticari ve sosyal şartlara göre değişkenlik göstermektedir. Değişmeyecek tek şey yemeğin ihtiyaç miktarı alınması gereğidir.</p>
<p><strong>Yemekli toplantı ziyafet veya ikramlarda ölçüyü korumak mümkün mü?</strong></p>
<p>Bir öğünde alınan gıda değil, gün içinde alınan toplam gıda miktarı önemlidir. Dolayısıyla özel durumlarda fazla alınan kalori miktarı, gün içinde öğün ve çeşit azaltımına gidilerek dengelenebilir.</p>
<p><strong>Yemek usulü ile israf arasında bağlantı var mıdır?</strong></p>
<p>Açık büfe israfı önleyici en uygun yemek usulüdür. Önemli olan kişinin iradesine sahip olup, tabağına kendine yetecek miktarda gıda almasıdır. Bu usulde ana masada kalan yemekler çöpe gitmeyip, tekrar işlenerek değerlendirilebilir.</p>
<p>Tabldot usulü standart yemek servislerinde ise kişinin zevk, ihtiyaç ve alışkanlıklarını gözetmek mümkün olmadığından, yemek artığı daha fazla olmaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç :</strong></p>
<p>Bir insanın ekonomik imkanlarının çok olması ona yediğinde, içtiğinde, giydiğinde israf etme hak ve yetkisini vermez. <strong>Çevremizi ve içindeki tüm canlıları onları yaratan ve bizlere emanet eden Rabbimiz adına sevmek ve korumakla yükümlüyüz.</strong> Bu kanuni bir yükümlülük değil; ahlakî bir yükümlülüktür.</p>
<p>Kâinatı yaratan ve bütün güzellikleriyle birlikte insanoğluna emanet eden Yüce Yaratıcı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;inde bu işin ölçüsünü ve çözüm yolunu şöyle özetlemiştir: <strong>&#8220;Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz.&#8221;</strong></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<em>*Sofrada Sıfır Artık Kampanyası ÇEKÜD tarafından düzenlenmiştir.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/sofrada-sifir-israf/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EVLİLİK VE AİLEVÎ SARSINTILAR HAKKINDA NOTLAR</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/evlilik-ve-ailevi-sarsintilar-hakkinda-notlar</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/evlilik-ve-ailevi-sarsintilar-hakkinda-notlar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ailevi problemler]]></category>
		<category><![CDATA[ailevi sarsıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[EVLİLİK VE AİLEVi SARSINTILAR HAKKINDA NOTLAR 1 –İmam-ı Gazalî’nin, “-Evlenmek mi hayırlıdır, bekar kalmak mı?” sorusuna verdiği: “-Hangisinde İslâmî hayatı daha iyi yaşayabilecekse, o hayırlıdır.” cevabı, bir Müslümanın evlilik ve eş seçimi kararı için çok önemli bir ölçüdür. 2 – Bilhassa bu manâda; “İyi bir evlilik, bekâr kalmaktan iyidir; bekâr kalmak ise, kötü bir evlilikten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #330033; font-size: medium;"><strong>EVLİLİK VE AİLEVi SARSINTILAR HAKKINDA NOTLAR</strong></span></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><span style="color: #330033;">1 –İmam-ı Gazalî’nin, <strong>“-Evlenmek mi hayırlıdır, bekar kalmak mı?”</strong> sorusuna verdiği:</span></div>
<p><span style="color: #330033;"> <strong>“-Hangisinde İslâmî hayatı daha iyi yaşayabilecekse, o hayırlıdır.”</strong> cevabı, bir Müslümanın evlilik ve eş seçimi kararı için çok önemli bir ölçüdür.</p>
<p>2 – Bilhassa bu manâda; </span><span style="color: #330033;"><strong>“İyi bir evlilik, bekâr kalmaktan iyidir; bekâr kalmak ise, kötü bir evlilikten iyidir.”<br />
</strong><br />
3 – Aile ve aile içi eğitim konusunda eserler ve konferanslar vermiş, çok sayıda radyo ve TV programlarında  yer almış merhum hadis profesörü Prof.Dr.İbrahim Canan; <strong>“Kadın-erkek eşitliği, batıda ailenin çöküş sebebidir.”</strong> demekteydi. <strong>“Batılılaşma”</strong> hevesi ile, batı ailesinin çöküş sebebini, bu sebebin kötü neticeleri de ortaya çıkmasına rağmen almak hatadır. Medyada kadın-erkek eşitliğini yanlış manalarda kullanmakta ısrar ile savunmayı kendilerine dava edinenler vardır. Hakikatte ise, kadın-erkek eşitliği ancak kanunlar önünde vardır; onun dışında kadın-erkek eşitliği yaradılışa aykırıdır. </span></p>
<p><span style="color: #330033;"> </span></p>
<p><span style="color: #330033;">4 &#8211; Aile yapımızdaki sarsıntılar ve parçalanmalar, üzerinde önemle durulması gereken bir mevzu teşkil etmektedir ve bu mevzua çeşitli açılardan yaklaşımlarda bulunanlar olmaktadır. İslâmî esaslardan uzaklaşılan bir devlet yapısına geçilirken, 80 sene önce, Fransız Medenî Kanunu <strong>“Şimdilik”</strong> diyerek alınıp uygulamaya konulmuş; fakat 80 senede bir <strong>“Türk Medenî Kanunu”</strong> yapılamamış; aksine, ona yeni ve daha da zararlı hale getiren bazı yamalar da yapılarak, Fransız Medenî Kanunu muhafaza edilmiştir.</p>
<p>5 – <strong>“Kitap”</strong> ve <strong>“Sünnet”</strong>te (Kur’an ve Hadis’te) ailenin sağlam olmasının gerekleri de vardır. Bunlara muhalefet edilince, ailevî sarsıntılar ve parçalanmalarda sebepleri başka yerde aramağa lüzum yoktur. Medenî Kanun’dan önce yürürlükte bulunan ve 80 sene önce Medenî Kanun kabul edilince yürürlükten kaldırılan <strong>“Osmanlı Aile Nizamnamesi</strong>”, <strong>“Kitap”</strong> ve <strong>“Sünnet”</strong>e uygun olarak hazırlanmıştı.</p>
<p>6 –Bugün, evli bir kadının kocasına karşı vazifeleri unutturulmağa, tevil edilmeğe tahrif edilip <strong>“modern, feminist yorumlar” </strong>yapılmağa çalışılıyor. Bu hale maalesef bazı dinî yayınevlerinin neşrettiği kitaplarda da rastlanıyor. Bazı Müslüman erkeklerini günümüzde  evlenmekte çekingenliğe sevk eden sebeplerden biri de bu olmaktadır.</p>
<p>7 – Bediüzzaman’ın  80 yıl önce <strong>“Lem’alar”</strong> adlı eserinde <strong>“Yirmidördüncü Lem’a İkinci Nükte”</strong>de ve <strong>“Hanımlar Risalesi”</strong> adlı küçük boy risalede hanımlara iki sayfa içinde üç defa israrla <strong>“daire-i İslamiye içindeki terbiye-i İslâmiye”</strong>nin öneminden bahsedip ona vurgu yapmasının sebebi: O risalenin yazıldığı 80 yıl  öncesinden beri, gittikçe gelişen radyo, TV gibi iletişim imkanlarını alabildiğine kötü kullanarak, hanımları daire-i İslâmiye içindeki terbiye-i İslâmiyeden uzaklaştırabilmek gayretlerinin olmasıdır.</span></p>
<p><span style="color: #330033;"> </span></p>
<div><span style="color: #330033;">8 &#8211;  Bediüzzaman, ayni eserinde, kadınların perde arkasında gizli şer güçler tarafından bu şekilde hedef alınmasını sanki onların manevî bir ateş hattında ebedî hayatlarının kaybolması tehlikesi içinde oluşlarını kısaca tasvir eder gibi, onlar için <strong>“bîçare nisa taifesi” </strong>sıfatını kullandıktan sonra, muhtemelen içinde bulundukları büyük manevî tehlikeden habersiz ve bu tehlikeye karşı tedbirsiz ve savunmasız olanları kastederek onların <strong>“gafil kısmı”</strong> olarak vasıflandırmaktadır. Onun da dikkat çektiği gibi, yaklaşık 80 yıldır, kadını  bozmağa çalışarak sağlam aile yapımız  bozulmağa çalışılmıştır ve buna büyük bir inatla devam edilmektedir.</span></div>
<p><span style="color: #330033;"><span style="color: #330033;">9 – Aile yapımızdaki sarsıntılar ve bozulmalarla ilgili bu teşhisi koyduktan sonra çözüm ve tedavi yoluna gidilirse, belki başarılı neticelere ulaşılabilir. Aksi halde, bu teşhisi koymadan gösterilecek çeşitli gayretler neticesiz kalmağa mahkum olabilir.</span>. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/evlilik-ve-ailevi-sarsintilar-hakkinda-notlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cihan büyüklüğünde bir kulakla dinlemek</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/cihan-buyuklugunde-bir-kulakla-dinlemek</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/cihan-buyuklugunde-bir-kulakla-dinlemek#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:09:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derin Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah AYMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[cihan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[Cihan büyüklüğünde bir kulakla dinlemek Abdullah AYMAZ Sınırlı kelimelerle, sınırsız mânâ ifade etmek, ancak Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e mahsustur. Onu tam anlamak için kıyamete kadar gelecek insanlardan yapılmış bir kulak lazım ki, insanlar, bu cihan büyüklüğündeki kulağın zerreleri hükmünde olsun. Evet her asrın ve o asırlardaki her tabaka ve seviyenin anlayış ve ilmini temsil eden bu insanları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="619">
<tbody>
<tr>
<td width="619" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="619" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td width="619" valign="top"><strong>Cihan büyüklüğünde bir kulakla   dinlemek</strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Abdullah AYMAZ</strong></p>
<p><strong>Sınırlı kelimelerle, sınırsız mânâ ifade etmek,   ancak Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e mahsustur.</strong> Onu tam anlamak için kıyamete kadar gelecek   insanlardan yapılmış bir kulak lazım ki, insanlar, bu cihan büyüklüğündeki   kulağın zerreleri hükmünde olsun.</p>
<p>Evet her asrın ve o asırlardaki her tabaka ve   seviyenin anlayış ve ilmini temsil eden bu insanları her bir ayetin hatta her   bir Kur&#8217;an kelimesinin mânâsını teker teker düşünüp idrak etmeye çalışsın.</p>
<p>&#8220;Kur&#8217;an-ı Azîmüşşân, bütün zamanlarda gelip   geçen nev-i beşerin tabakalarına, milletlerine ve fertlerine hitaben Arş-ı   A&#8217;lâdan îrad edilen İlâhî ve şümullü bir nutuk ve umumî, Rabbânî bir hitâbe   olduğu gibi, bilinmesi, bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç   olan ve bilhassa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve   ilimleri içinde toplamaktadır. Bu itibarla, zamanca, mekânca, ihtisasça   dâire-i ihâtası pek dar olan bir ferdin anlayış ve karihasından çıkan bir   tefsir, hakkıyla Kur&#8217;an-ı Azîmüşşân&#8217;a tefsir olamaz. Çünkü, Kur&#8217;an&#8217;ın   hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahvâl-i ruhiyelerine ve   maddiyatlarına, ihtiva ettiği ince fenlere, ilimlere bir fert, vâkıf ve   ihtisas sahibi olamaz ki, ona göre bir tefsir yapabilsin. Hem bir ferdin   mesleği ve meşrebi taassuptan hâli olamaz ki, Kur&#8217;anî hakikatleri görsün,   tarafsızca beyan etsin. (&#8230;) Kur&#8217;an&#8217;ın ince mânâlarının ve tefsirlerde   dağınık bir surette bulunan güzelliklerinin ve zamanın tecrübesiyle fennin   keşfi sayesinde tecelli eden hakikatlerinin tespitiyle, her biri birkaç fende   mütehassıs olmak üzere muhakkık âlimlerden yüksek bir heyetin tetkikatıyla,   tahkikatıyla bir tefsirin yapılması lâzımdır. (&#8230;) Evet, Kur&#8217;an-ı   Azîmüşşân&#8217;ın müfessiri, yüksek bir dehâ sahibi ve nâfiz bir ictihada mâlik ve   bir velâyet-i kâmileyi haiz bir zât olmalıdır. Bilhassa bu zamanlarda, bu   şartlar ancak yüksek ve azim bir heyetin tesânüdüyle ve o heyetin telâhuk-u   efkârından ve ruhlarının tenâsübüyle birbirine yardım etmesinden ve fikir   hürriyetlerinden ve taassublarından âzâde olarak tam ihlaslarından doğan dâhi   bir şahs-ı manevide bulunur. İşte, Kur&#8217;an&#8217;ı ancak böyle bir şahs-ı mânevi   tefsir edebilir.&#8221; (İ.Î&#8217;câz)</p>
<p>Bu hususa bir misal olarak Nahl Suresi&#8217;nin 69.   âyetini ele alalım. Altı sene önce Samanyolu Tv&#8217;de &#8220;Kur&#8217;an ve İlim&#8221;   isimli bir programa katılıyordum. Bu ayette arıya şöyle vahyediyordu:   &#8220;Sonra da her türlü meyveden ye de Rabb&#8217;inin sana yayılması için   belirlediği yolları tut. Onların karınlarından (içlerinden) renkleri çeşit   çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifâ vardır. Elbette düşünen   kimseler için bundan alacak âyet (ibret) vardır.&#8221; (Nahl Suresi, 16/69.   ayet)</p>
<p>Dikkat edilirse âyette, &#8220;kokla&#8221; veya   &#8220;al&#8221; denilmiyor; &#8220;ye&#8221; deniliyor. Burada bir ifade   inceliği var, yani arı balı ağaç ve çiçeklerden toplamıyor. Çiçeklerden bal   özlerini alıp yemesi ve kendi içinde kimyevî bir ameliyeden geçirmesi   gerekir.</p>
<p>Âyette dikkate değer bir husus da: &#8220;Arının   karınlarından (içlerinden) şerâb (şerbet, sıvı madde) çıkar.&#8221; deniliyor.   &#8220;Bal çıkar.&#8221; ifadesi yok. Arabçada bal kelimesinin karşılığı   &#8220;asel&#8221;dir. Halbuki &#8220;şerâb&#8221; kelimesi kullanılmış; hiç bal   kullanılmamış. Sonra da o çıkan sıvı için: &#8220;Renkleri çeşit   çeşittir&#8221; ve &#8220;İnsanlar için şifâdır.&#8221; deniliyor&#8230;</p>
<p>Biz arının içinden çıkanlar üzerinde durduğumuz   zaman şunları görüyoruz: 1- Bal, 2- Arı sütü, 3- Mum, 4- Arı zehiri, 5- Propalit&#8230;   Bunların hepsinin rengi farklı. Mum beyaz ise, arı zehiri siyah. Fakat   bunların hepsi de arının vücudundan çıkarken sıvı halde. Sonradan vücuttan   çıkıp hava ile temas edince katılaşıyorlar. Bir de bunların hepsi de arının   içlerinden farklı yerlerden çıkıyor. Mesela bal mumu ağızdan çıkmıyor. Zehir   de abdomene yakın zehir keseciklerinden çıkıyor.</p>
<p>Ayrıca bunların hepsinde de insan için şifâ var.</p>
<p>Antimikrobik ilacın öldüremediği mikrobu bal   öldürebiliyor. Ufak bebeklerdeki pamukçuk denilen hastalığın mikrobunu bal   öldürüyor. Karaciğer kanserine sebep olan mantarın ürettiği zehire yine bal   şifâ oluyor. Yanıklara iyi geliyor.</p>
<p>Arının zehiri, romatizmal hastalıklara iyi geliyor.</p>
<p>Arı sütü ve mumun da şifâ olduğu ve tedavilerde   kullanıldıkları da biliniyor.</p>
<p>Propalite gelince, halkımız buna affedersiniz arı   boku derler. Eskiden kazıyıp atarlardı. Ama şimdi Amerika ve Avrupa&#8217;dan   paralar vererek bunları toplamak için geliyorlar. Aslında arı propalit ile   kovanının deliklerini kapatır. Yani onu zamk gibi kullanır. Ama şimdi   propalitin kansere karşı şifâ olduğu ve radyasyondan koruyucu bir özelliğe   sahip bulunduğu da tespit edilmiş.</p>
<p>İşte bu özellikleri Kur&#8217;an âyetlerinin çok güzel ve   dikkatli ifade biçiminden bilim adamlarımız Prof. Dr. Torul Mol, Prof. Dr.   İrfan Yılmaz, Prof. Dr. Halit Yavuz beyler bulup çıkardılar.</p>
<p><a href="mailto:a.aymaz@zaman.com.tr">a.aymaz@zaman.com.tr</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/cihan-buyuklugunde-bir-kulakla-dinlemek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Bu Dünyaya Niçin Gelir?</title>
		<link>http://www.ankarahidromobil.org/insan-bu-dunyaya-nicin-gelir</link>
		<comments>http://www.ankarahidromobil.org/insan-bu-dunyaya-nicin-gelir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derin Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[futbol hastası]]></category>
		<category><![CDATA[insan bu dünyaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ankarahidromobil.org/?p=226</guid>
		<description><![CDATA[İNSAN BU DÜNYAYA, “FUTBOL HASTASI” OLMASI İÇİN Mİ GÖNDERİLMEKTEDİR? Prof.Dr.Mustafa NUTKU Bilhassa gençler ve hemen her yaştakiler için sporun, beden hareketlerinin faydası ve lüzumu inkar edilemez. Tatbik tarzına ait her türlü teferruatında İslâmın emirleri dışına çıkmamak şartıyla, sporu ihmal etmemelidir. Hareketsizlikten çeşitli hastalıklar ve gelişme gerilikleri meydana gelebilir. Kâinatta zaten daimi bir hareket kanunu işlemektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İNSAN BU DÜNYAYA, </strong></p>
<p><strong>“FUTBOL HASTASI” OLMASI İÇİN Mİ GÖNDERİLMEKTEDİR?</strong></p>
<p><strong> Prof.Dr.Mustafa NUTKU</strong> <strong></strong></p>
<p>Bilhassa gençler ve hemen her yaştakiler için sporun, beden hareketlerinin faydası ve lüzumu inkar edilemez. Tatbik tarzına ait her türlü teferruatında İslâmın emirleri dışına çıkmamak şartıyla, sporu ihmal etmemelidir. Hareketsizlikten çeşitli hastalıklar ve gelişme gerilikleri meydana gelebilir. Kâinatta zaten daimi bir hareket kanunu işlemektedir. Adalelerin çalışması, bütün organlarımızın da daha iyi çalışmasına sebep olur; kan daha iyi devreder, akciğerlerin teneffüs kapasitesi artar, vücutta meydana gelen zehirlerin atılması kolaylaşır. Bedenî faaliyet, zihnî yorgunlukların giderilmesinde de müessir bir çâredir.</p>
<p>Sporun birçok nevileri olmakla beraber, herkes her nevi sporu yapamaz, sporun yaşla ve vücut kapasitesi ile yakın alâkası vardır. Fakat herkesin her yaşta yapabileceği en kolay ve en faydalı spor; yürüyüştür.</p>
<p>İnsanlarda spora karşı fazla alakanın bulunması yadırganacak bir hal değildir. Aksine, askerlik gibi bazı mesleklerde sporun büyük önemi vardır. Fakat spor alâkası görünüşü altında, sporun hakiki gayesi, mahiyeti ve faydalarından mahrum, ölçüsüzce körü körüne bütün mevcudiyetiyle sürükleniş heyecanlarını da hoş görebilmek mümkün değildir.</p>
<p><strong>- &#8220;Sporla meşgul oluyor musunuz?&#8221; </strong>sualine şu cevaplar verilebilmektedir:</p>
<p>&#8220;- <strong>Evet, mühim futbol maçlarını hiç kaçırmam.</strong>&#8221;</p>
<p>. . . . . . . . . .</p>
<p>&#8220;- <strong>Evet, her hafta mutlaka spor-toto veya spor-loto oynarım&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>. . . . . . . . . .</p>
<p>&#8220;- <strong>Mühim bir maç, olmadan önce ve olduktan sonra da, günlerce beni meşgul eder.</strong>&#8221;</p>
<p>. . . . . . . . . .</p>
<p>&#8220;- <strong>Mühim bir maçı seyredebilmek için Türkiye&#8217;de veya dünyanın neresinde olursa olsun, bütün imkanlarımı kullanabilirim&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>. . . . . . . . . .</p>
<p>- &#8220;<strong>Benim için en alâka çekici konuşma mevzuu futboldur.</strong>&#8221;</p>
<p>Bu ve benzeri cevapları verebilecek kişilerin halen Türkiye&#8217;de çok sayıda bulunması, basın, medya ve siyasîlerin; şöhret, oy, tiraj, bol reklam ve bol para gibi kendilerine ait çeşitli menfaat hesaplarıyla bu alâkayı devamlı olarak pompalamaları, futbol hastalığının durumunu gerçekçi ve menfaat hesaplarından uzak olarak tahlil etmemizi icab ettirmektedir.</p>
<p>Oyun heyecanı fazla bir spor olan futbola aşırı alâka gösterenlere &#8220;f<strong>utbol hastası</strong>&#8220;, maç günleri başka vilayetlerden bile gelip bilet alabilmek için bir gece öncesinden turnikeye girerek açık havada, soğukta sabahladıkları stadyumlara &#8220;<strong>hastane</strong>&#8221; denilmesi, ülkemizde oldukça yaygın ve eskidir. Fakat aşırı futbol meraklıları, kendilerine <strong>&#8220;futbol hastası&#8221;</strong> ve stadyumlara <strong>&#8220;hastane&#8221;</strong> denilmesine hiçbir kızgınlık göstermez; hatta bu halleriyle iftihar eder gibi bir tavır da takınırlar.</p>
<p><strong>“Futbol hastalığı”</strong> tenkid ve münakaşa konusu yapılsa bunlar; bütün dünyanın futbol heyecanı ile sarsılmakta olduğunu, Güney Amerika memleketlerinden, İngiltere&#8217;den, İtalya&#8217;dan, Almanya’dan vs misâller getirerek anlatıp, adeta asıl &#8220;<strong>anormal</strong>&#8221; halin futbola hiç alâka göstermemek olduğunu îma eder gibi konuşurlar. Salgın bir hastalık birçok dünya memleketlerinde yaygın halde olsa, bu hastalığı &#8220;<strong>sıhhat</strong>&#8221; ve bu hastalığa yakalanmamış olmayı &#8220;<strong>hastalık</strong>&#8221; diye mi kabul etmek icab eder?</p>
<p>Bu hal, Şarklı bir yazarın meşhur bir hikayesini hatırlatıyor: Bir hükümdarın ülkesinde bir su çıkmış. Bu sudan içenler deli oluyorlar ve bu sudan içmeyenleri &#8220;<strong>deli</strong>&#8221; olarak vasıflandırıyorlarmış. Hükümdar ve veziri buna bir çare arayıp bulamazlarken, bu sudan içerek deli olanların sayısı da süratle artmağa devam ediyormuş. Bunların sayısı arttıkça, diğerleri üzerindeki maddî-manevî baskıları da artıyormuş. Bu duruma bir çare arayıp bulamayan hükümdarın veziri, ümidsizlik içerisinde hükümdara gelip bu sudan içip deli olanların baskılarına daha fazla dayanamadığını, kendisinin de bu sudan içip diğerleri gibi olmaktan başka çare bulamadığını söylemiş. Hükümdar, bütün gayretlerine rağmen, vezirini bu kararından vazgeçirememiş. Vezir de o sudan içip deli olduktan sonra ve o sudan içmeyen hükümdara deli nazarıyla bakmağa başlayınca, son olarak hükümdar da o sudan içmekten başka çaresi kalmadığını görmüş ve o da içmiş..</p>
<p>Bu eski Şark hikayesi burada bitiyor. Acaba dünyayı sarmış olan futbol hastalığının hikayesi nerede ve nasıl noktalanacaktır?</p>
<p>Futbol hastalığının teşhis ve tedavi icab ettiren ârazı; içi atmosfer basıncından daha yüksek tazyikli hava ile doldurulmuş meşin bir topun ardından ruhuyla, aklıyla, kalbiyle ve bedeniyle şuursuzca sürüklenmek şeklinde kendini gösteriyor.</p>
<p>Futbol hastalığı insanların en kıymetli hazineleri olan vakitlerinin israfına, çeşitli ölçüsüz, taşkın ve günah sayılan işler yapmalarına, küfürleşmelere, dövüşlere, daha başka uygunsuz ve suç teşkil eden hallere ve hatta ölümle neticelenen olaylara sebeb olabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada, bunun çeşitli zamanlarda yazılı basına ve medyaya da akseden misalleri görülmektedir. Bir Anadolu şehrimizde yaşanmış, mahallî takımlarının başka bir şehirde yapacağı maça gitmek için otobüs kiralamak isteyen, fakat bunun için paraları olmayan bazı gençlerin gece tenha sokaklarda ellerinde zincirlerle yol kesip zorla para almaları ve benzeri, bundan çok daha da kötü bazı örnekler, bizi bu mevzuda düşünmeğe sevk etmeyecek midir?</p>
<p>Fıkıh âlimleri, en iyi beyin sporu olması yanında insanın aslî gayesi ve hayat programına ters düşen bazı mahzurlarını dikkate alarak satranç oyununda aşırılığı bile hoş görmemişken, satranca göre çok eksik ve geri yönleri bulunan futbolun ve bununla alâkalı futbol hastalığının durumunun, dinî olarak da ciddî şekilde düşünülmesi ve değerlendirilmesi icab etmez mi?</p>
<p>Bazıları,</p>
<p>&#8220;-<strong> Daha kötü şeylerle uğraşmaktansa bırakalım; insanımız futbolla uğraşsın..</strong>&#8221; diyerek futbol hastalığı aleyhinde konuşturmamağa çalışırlar. Onların bu hali, 50 yıl İspanya&#8217;yı diktatörlükle idare etmiş olan <strong>General Franko</strong> ile alakalı bir anekdotu hatırlatmaktadır: General Franko&#8217;ya 50 yıl koskoca İspanya&#8217;yı diktatörlükle nasıl idare ettiğini sormuşlar. General Franko:</p>
<p>&#8220;- Büyük arenalarda (boğa güreşlerinin yapıldığı yerlerde) v<strong>e büyük futbol sahalarında uyutarak&#8230;</strong>&#8221; cevabını vermiş.</p>
<p>Futbolla alâkalananlar, gücenmesinler. Burada bizim maksadımız futbol seyircisini tahkir değil, hakikat ölçüleriyle bir değerlendirme yapmaya çalışmaktır.</p>
<p>Aynı mevzuyla alakalı olarak söylenebilecek daha çok şeyler olabilir.</p>
<p>&#8220;- <strong>Daha kötü işlerle uğraşmaktansa&#8230;</strong>&#8221; hoşgörü cümleciğine karşı, meselâ boş bir kabın doldurulması ile alâkalı şu duruma dikkat çekilebilir:</p>
<p>Boş bir kabı;</p>
<p><strong>&#8220;- İçine daha kötü birşey dolmaktansa&#8230;</strong>&#8221; deyip rastgele bir şeyle doldurursak, kap <strong>“dolu”</strong> duruma geleceği için, bundan sonra onu daha iyi bir şeyle dolduramayız. Bunun için, önce doldurduğumuzu boşaltmamız icab eder. İnsanın ruhî, aklî, hissî alâkalarının mazharı bir kap olduğu farzedilirse, o kaba daa iyisini doldurmak bilinir ve pek âlâ mümkün iken, <strong>“daha kötüsü dolmasın” </strong>diye futbol hastalığını doldurursak, bundan sonra daha iyisinin dolmasını da engellemiş oluruz. Ancak, önceden doldurduğumuzu boşaltmak suretiyle kaba daha iyi bir şey doldurabilmemiz mümkün olabilir. Bu ise pratikte hem zordur, hem de önceden koyduğumuzu tamamen boşaltmadıkça, yeni konulanla karışacak; müşevveşiyet (karışıklık) arzedecektir. Nitekim, asrımızın insanlarında bunun misallerine çok rastlanmaktadır.</p>
<p>Futbol hastalığının derecesine göre bu müşevveşiyetle, manevî değerlere de sahip olsalar, zihinler dinimizde âyet ve hadislerle yasaklanmış mâlâyâniyattan sayılabilecek şekilde, yapılan yorumlar, değerlendirmelerle meşgul olur; buna alışanlar, her boş zamanda ve her fırsatta, gerekli-gereksiz hep futboldan bahseder.</p>
<p>Bu halleriyle,<strong> “futbol hastaları”</strong> aslında öyle olmasa bile, kendilerini bu dünyaya sanki futbol oynamağa, futbol seyretmeğe veya futbol üzerinde konuşmağa, münakaşa etmeğe gelmiş zanneder gibi davranırlar.</p>
<p>Bu mevzudaki manevî tehlikelere kısa bir işarette bulunmak için, Türkiye&#8217;de yıllarca &#8220;<strong>Gol Kralı</strong>&#8221; ünvanını muhafaza etmiş, binlerce hayranını kendisine gıpta ettirmiş, küçük çocuklara büyüdükleri zaman onun gibi olmak özentisini vermiş bir futbolcuyla yapılmış ve basında yer almış eski bir röportajda, gazetecinin muhtelif soruları arasındaki;</p>
<p>&#8220;- <strong>Hayat görüşünüz nedir?</strong>&#8221; sorusuna, o meşhur <strong>&#8220;Gol Kralı&#8221;:</strong></p>
<p>&#8220;- <strong>Hayat hoş ve boştur, gerisi loştur; al dizginleri koştur da koştur!..</strong>&#8221; cevabını vermiş&#8230;</p>
<p>Meşhur ve muteber bir sözdür:</p>
<p>&#8220;- <strong>Hayat görüşünün ne olduğunu söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.</strong>&#8221;</p>
<p>İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmetini ve gayesini şuurlu olarak anlamış her mü&#8217;min, bu &#8220;<strong>hayat görüşü (!)</strong>&#8220;nün tahlilini kendisi kolaylıkla yapabilir. Diğer insanların <strong>“futbol hastalığı”</strong>nın manevî tehlike ve zararlarıyla alakalı bu incelikleri anlayıp kabul edebilmeleri için ise, önce şuurlu iyi bir mü&#8217;min olmaları icab eder. Allah (C.C.)&#8217;a hakkıyla iman etmemiş, insan olarak bu dünyada bulunuşunun hikmetini ve gayesini tam idrak edememiş bir <strong>“futbol hastası”</strong> ise, aklı bazı meşhur futbolcuların hayat hikayeleriyle, şimdiye kadar oynadıkları takımlarla ve attıkları gollerle geveze, ruhu da bunlar gibi faydasız şeylerle sersem olmuş bir halde ve hakikat gözü kapanmış iken, kendisinin en büyük alâka mevzuuna yapılan tenkitleri hazmedemez ve haksız bir tepki gösterir.</p>
<p>“Futbol hastalığı”, tıbbî bakımdan ne gözle bakılırsa bakılsın, manevî bir hastalıktır. Bütün dünya memleketlerinde salgın halinde oluşu, onun normal oluşuna delil gösterilemez. Zira bir insan için normalliğin hakikî ölçüsü, yaşadığı devirdeki ve muhitteki                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          moda olan cereyanlar veya salgın manevî hastalıklar değildir. Bütün kâinatı ve bu büyük kâinat içinde küçük bir kâinat olan insanı yaratan Allah (C.C), bütün yarattıkları için ölçüler, kanunlar, nizamlar da koymuştur. Aklıyla muhayyer olarak dünya imtihanına gönderilen insan, cüz&#8217;î iradesini Allah&#8217;ın kendisi için koyduğu ölçü, kanun ve nizamlara ne derecede uygun olarak kullanırsa, o derecede normal ve hakikî bir insan olmak vasfına ulaşabilir.</p>
<p>Zamanımızda, kıyafetlerde ve ideolojilerdeki yeni moda olanı taklid etmek temayülü, futbol hastalığı mevzuunda da mevcuttur ve hakikî insanlık şahsiyetinin bir ucundan da bu taklitçilik kemirmektedir.</p>
<p>Hayata &#8220;<strong>boştur (!)</strong>&#8221; diyerek iftira eden, dolayısıyla Kâinatın Yaratıcısını mânasız, abes ve maksatsız iş yapmakla (Hâşâ) ittiham edenlere, &#8220;<strong>İyi top sürüyor</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Çok gol atıyor&#8221;</strong> diye muhabbet etmenin tehlikesi açıktır. Maalesef bu tehlikeye yeteri kadar dikkat çekilmiyor.</p>
<p>Gerçek değerler sistemini bulabilmenin ve muhafaza edebilmenin çok zor olduğu bu âhir zamanda, çocukluğundan itibaren tedricen futbol hastalığının pençesine düşen nesillerimize, sadece <strong>“masum bir spor alakasının çemberine girenler”</strong> gözüyle bakmakla mı iktifa edeceğiz? Onların aşırı şekilde, ruhlarıyla, akıllarıyla, bedenleriyle, zamanlarıyla ve paralarıyla top peşinde koşmalarının, tahlili icab eden bazı psikolojik yönleri de yok mudur?</p>
<p>Belli şekil ve büyüklükte, içi etrafımızda çok bol ve her an teneffüs ettiğimiz havanın biraz daha yüksek tazyikli hali ile dolu meşin bir topun peşinden insanlarımızın bütün mevcudiyetleriyle koşmaları, bu şekilde vakit geçirmeğe, oyalanmağa, iç sıkıntılarından kurtulmağa, teselli bulmağa, deşarj olmağa çalışmaları, kendilerinin de tam teşhis edemedikleri, fakat teşhisi icap eden bir ruh halini aksettirmiyor mu?</p>
<p>Bir zamanlar, imanla küfür arasındakilere üçüncü bir ekol manasında &#8220;<strong>futbolcu</strong>&#8221; deniliyordu. Şimdi bu tâbir kullanılmıyor; çünkü futbolculuk alakası bu mevzuda, yukarıda bahsedilenlerin pompalama gayretlerinin neticesinde, imanla karışıp müşevveşiyet meydana getirmiş durumda&#8230; Bu mevzuda hiçbir şikayeti, endişesi olmayanlar ve bu halde yaşamakta mahzur görmeyenler olabilir. Ancak, bu mevzuda şikayeti, endişesi ve hassasiyeti olanlara, bilhassa çocuklarının küçük yaşlarından itibaren terbiyesi esnasında, yukarıda bahsedilen <strong>“boş kabın doldurulması”</strong> misâlini dikkate almalarını tavsiye etmek yerinde olacaktır.</p>
<p>Çocukların midelerini, küçük yaşlardan itibaren maddî varlıklarını besleyici gıdalarla doldurmağa ve maddî bünyelerinin gelişmesine hizmete çalışmakla kalmayıp, onların ruhlarının ihtiyacı olan en iyi manevî gıdaların zamanında verilmesi de ihmal edilmemelidir. Onların ileride <strong>“futbol hastalığı”</strong>yla manevî tehlike ve zararlara girebilmesine karşı, koruyucu bir aşı böyle yapılmış olabilir. Çocuğun manevî açlığının da doyurulması için aklını <strong>Mârifetullah</strong>, kalbini <strong>Muhabbetullah</strong> ile beslemelidir, ona <strong>tahkikî imanın neşesini</strong> tattırmalıdır. Böyle yapılabilirse, o zaman futbol gibi  bir spor nev&#8217;ine, bir spor nev&#8217;i olmaktan çok daha fazla değer vermesinin ve ondan çok daha mühim olan alâka mevzularına, kıymet mefhumlarına kayıtsızlık ve hatta inkâr hali göstermesinin, çocukluk çağından itibaren önlenmesi mümkün olabilir. Henüz çocukluk çağındayken bu terbiyeyi alan çocuk, o yaşta veya daha sonra  futbol oynasa da, zararsız bir oyun ihtiyacı ve gerçek spor maksadı ile oynar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ankarahidromobil.org/insan-bu-dunyaya-nicin-gelir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

