Bizim ince kitap biraz kalınlaştı: ‘Türklerin Düşünce Özgürlüğüne İlişkin Görüşleri’ adlı farazi kitaptan söz ediyorum!
Hani öyle bir fıkra vardır, ulusların zayıf noktalarını espriyle açığa vurur. Dünyanın en ince kitapları: ‘İngiliz Mutfağı’, ‘Fransız Tevazu Sanatı’, ‘Alman Usulü Cömertlik’ gibi…
Düşünce tarihimizde gerçek anlamda düşünce özgürlüğünü savunan metinlere pek rastlayamazsınız. Bizimkiler daha çok düşünce özgürlüğünün niçin ve nasıl kısıtlanması gerektiği üzerinde kafa yormuşlardır.
Aydınlanma döneminin fikir babaları John Milton, J.S. Mill, Tom Paine ve Voltaire gibilerin klasik düşünce özgürlüğü savunmaları, yerli Aydınlanmacı ağızlardan özgün ifadeler kazanamamıştır…
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin dün Radikal’de yayımlanan ve ifade özgürlüğünü geniş bir biçimde yorumlayan görüşü, çok gecikerek de olsa, bu yöndeki noksanı kapatıyor. Kararı okurken cümleler arasında klasik metinler yankısını duyar gibi oldum. Özellikle şu cümlelerde:
“Çoğunluk gibi düşünmemek, kurulu düzeni sorgulamak suç değil, haktır. İnsan, ifade özgürlüğü sayesinde kendini tanımlar. Çoğunluğu kızdıran fikirlere özgürlük tanınmalı. Düşünce çeşitliliği bir ülkenin ilerlemesinin de itici gücüdür.”
Bizde hep tersine inanılmıştır. Farklı fikirlere sahip olmanın gelişmeyi frenleyeceği, huzur bozacağı söylenmiştir. Tartışmasızlık bir toplumsal erdem olarak sunulmuştur.
Bazı fikirlerin bir tek kez bile dile getirilmesine, ölüme kadar giden ağır yaptırımlar uygulanmıştır.
O fikirlerin dile getirilmesinden öcüden korkar gibi korkulmuştur.
O türden fikirlere veba mikrobu muamelesi yapılmıştır da diyebiliriz. Sanki o bir tek kez dile getirilse, o ‘mikrop’ bir tek kişinin bünyesine girse, tüm düzen yerle bir olacaktır.
Dinsel bağnazlık dönemlerinin mirası olan bu köktenci yaklaşım, bizde, Aydınlanma’dan 200 yıl sonra bile kısıtlayıcı yasaların gerekçesi olarak kullanılmıştır.
Oysa son 60 yıldır sosyal psikologlar ve iletişimbilimciler tarafından yapılan araştırmalar, durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Ne kadar farklı olursa olsun, bir fikri bir kerecik duymak ya da okumakla kimsenin hayatı değişmiyor. İkna, ısrar ve toplumsal destek isteyen uzun bir süreç…
Tam tersine, birtakım karşıt fikirleri duymak ve öğrenmek insanların kendi düşüncelerini sınayıp güçlendirmelerini sağlayabiliyor.
Gelişmiş toplumların, en büyük üniversitelerin her türlü düşüncenin en iyi biçimde ifade edilmesi için çaba göstermeleri bundan. Hasmınızı susturduğunuz anda kendi görüşünüzü de güdük kalmaya mahkum ediyorsunuz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin dediği gibi:
Tabii şiddete davet etmemek, nefret tohumu saçmamak kaydıyla…
Bizim ince kitap, çok gecikerek de olsa, önemli bir bölüm kazanıyor.
Arşiv 8 Ocak 2009
Ukrayna, 20 milyon ton petrolü İstanbul ve Çanakkale boğazlarından Avrupa’ya taşımaya hazırlanıyor. Bu da Boğaz trafiğine yılda 180 dev tankerin daha eklenmesi anlamına geliyor
AA – ANKARA – Geçen ay İstanbul’da yapılan NATO zirvesinde kararlaştırıldığı üzere, Afganistan’a il imar timleri göndermesi çerçevesinde, Türkiye’nin talip olduğu ancak projeye alınmayan kuzeydoğudaki Takhar bölgesiyle ilgili sorun aşıldı. Türkiye, Takhar’a üç ila beş yıllığına 80′i asker 200 kişilik tim gönderecek. Gelecek yıl barış gücünün komutasını alacak Türkiye, ekimdeki başkanlık seçimi için Afganistan’a ek asker yollamıyor. Takhar, başta Alman kontrolündeki Kunduz’a yakınlığı nedeniyle listeden çıkarılmıştı.
AFP – WASHINGTON – ABD başkanlık seçimlerine altı ay kala Dışişleri Bakanlığı’ndan bir tashih geldi. ABD Dışişleri, geçen yıl küresel terör saldırılarının inişe geçtiğini öne süren ve Bush yönetimi tarafından
‘terörle savaşta başarının kanıtı’ diye gösterilen raporunda ‘kayda değer yanlışlıklar yapıldığını’ açıkladı. Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın özrüne koşut olarak düzeltilip yayımlanan ‘2003′te küresel terörün gidişatı’ raporundaki rakamlar, öncekilerin iki katı. Nisanda yayımlanan ilk raporda 2003′te 190 terör saldırısı olduğu öne sürülürken, yeni raporda bu rakam 208 verildi. 2003′teki saldırılarda ölenlerin sayısı 307′den 625′e, yaralıların sayısı 1593′ten 3 bin 646′ya çıkmış durumda.
RADİKAL – İSTANBUL – Şişecam kuruluşları Trakya Cam, Soda Sanayii ve Anadolu Cam, yurtdışında yatırım atağına geçti. Soda Sanayii Yönetim Kurul, İtalyan soda üreticisi Cromital’ın kayıtlı hisselerinin yüzde 50’sinin veya fazlasının alınmasına karar verdi.
Anadolu Cam Yönetim Kurulu ise Hollanda’da kurulu Balsand B.V.’ye yüzde 51 oranında iştirak edilmesine ve Balsand B.V.’nin Rusya Vladimir’de kurulu FormMat şirketine yüzde 48.5 oranında iştirakine onay verilmesi yönünde karar alındı.